4 Nisan 2025 04:21

Sermaye sınıfının ‘Koç’ başı sarsılırsa

TÜPRAŞ'taİşçilerin talebi yüzde 85 zam ve iki yıllık sözleşme. Önce yüzde 15.75, ardından yüzde 21 zam dayatan Koç Holding masadan kalktı. İşçiler, 4 rafineride eylemlere başladı.

Sermaye sınıfının ‘Koç’ başı sarsılırsa

Fotoğraf: Evrensel

Satı Burunucu

[email protected]


Finans, enerji, beyaz eşya, otomotiv, medya gibi pek çok sektöre çöreklenmiş Koç Holding Türkiye kapitalizminin temel taşlarından. Holdingin bünyesindeki fabrikalarda işçilerin kazanacağı her hak ise ülkenin tüm fabrikalarında işçilere örnek olacak büyük bir mücadeleye dönüşme özelliği taşıyor. Bunu göze alamayan burjuvazi ve iktidarı grev yasakları ve Yüksek Hakem Kurulu (YHK) ile Koç Holdingin çıkarlarını “milli çıkar” gibi ele alıyor. Zira onun sarsılması, işçi sınıfı üzerindeki mevcut tahakküm düzeninin de sarsılması demektir. İşte gerçekte grev yasağı güvenlik değil, aslında burjuvazinin sınıf çıkarı meselesidir.

Koç Holding'in enerji sektöründeki amiral gemisi;TÜPRAŞ

Türkiye'nin en büyük sanayi kuruluşu Tüpraş, ham petrolü işleyerek benzin, motorin ve jet yakıtı gibi ürünlere dönüştüren önemli bir üretim devi. Ayrıca, Avrupa'nın en büyük rafinerilerinden biri. 2024 yılında Tüpraş, 18.3 milyar TL net kâr elde etti. Bir yıldaki işçi başı net kârı 3 milyon 21 bin lira olurken, son üç yılda elde ettiği toplam net kâr ise 133 milyar TL.

Anılan kâr düzeyi elbette ne finansal stratejilerle ne de piyasa dinamikleriyle açıklanamaz. TÜPRAŞ’ta Koç Holdingin yüksek karlarının arkasında yüksek tempoda, tehlikeli koşullarda, eksik istihdamla çalışmayı içeren yoğun emek sömürüsü ve işçi ücretlerinin bastırılması var.

Petrol-İŞ Sendikası üyesi işçiler yeni bir sözleşme sürecinde. Son iki dönem sözleşmesinde yaşananlar, bugün işçilerin karşısına ne çıkarılacağına da işaret ediyor. 2019 sözleşmesinde, görüşmeler tıkanmış, grev yasağı nedeniyle sözleşmeyi YHK bitirmişti. YHK, patronun verdiği zammı kabul etmeyen işçileri cezalandırır gibi, masada teklif edilen zammın yarısını (%6) verirken, sözleşmeyi 3 yıllık bağıtlamıştı. 2022 yılı görüşmelerinde “YHK ya bırakmadan biz imzalayacağız” denilmiş, sözleşme yüzde 40’la ve yine 3 yıllık imzalanmıştı. Bu sözleşmelerin sonucu işçilerin ücretlerinin hızla eriyerek 40-45 bin liraya gerilemesi, yoksulluk sınırının altına inmesi oldu.

Bugün işçilerin talebi yüzde 85 zam ve iki yıllık sözleşme. Koç Holding bunun daha da fazlasını karşılayabilir durumdadır. Ancak masada önce yüzde 15.75, ardından da yüzde 21 dayattı. Sözleşme görüşmelerinin 9. oturumunda sendika yöneticileri masadan kalktı ve Batman, Kırıkkale, İzmit ve İzmir’ de bulunan 4 rafineride eylemler başladı.

TÜPRAŞ işçisi kazanacak güce sahiptir

Koç Holding’in fütursuzluğunun arkasında, grev yasağı ve YHK eliyle sözleşmeye müdahale edileceği güveni vardır.

O halde Tüpraş işçilerinin kazanımı bu baskıyı püskürtecek bir örgütlülük ve dayanışmayla mümkün olacaktır. TÜPRAŞ’ın dört rafinerisi İzmir, Kocaeli, Kırıkkale ve Batman Türkiye enerji sisteminin kalbidir. Bu rafinerilerde üretim durursa, sadece TÜPRAŞ değil, ülkenin enerji dengesi sarsılacaktır. Tüpraş işçisinin üretimden gelen gücünün stratejik önemi işte buradadır.

Tüpraş işçilerinin başta kendi işyerlerinde ve 4 rafinerinin tamamında grev komiteleri kurarak toplusözleşme sürecine aldığı kararlar ve mücadelesiyle bizzat katılması, tüm rafinerilerde ortak talepleri olan;

  • %85 oranında ücret zammı
  • Geçmiş kayıpların karşılanması
  • Vardiya sisteminin insanca çalışacak koşullarda düzenlenmesi
  • Fiili hizmet süresi ve erken emeklilik hakkı
  • Grev hakkının güvenceye alınması, patron örgütü YHK’nın kapatılması
  • Sözleşme süresinin 3 yıldan 2 yıla düşürülmesi
  • Taşeron çalışmaya son verilmesi
  • İşçi sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alınması

etrafında tam bir birliği sağlaması, “grev hakkı grev yaparak kazanılır” bilinciyle hareket etmesi ve Erdoğan-Şimşek programının yoksullaştırdığı tüm işçi ve emekçileri TÜPRAŞ işçileri etrafında dayanışmaya ve birleşmeye çağırması gerekir.

Bayramdan sonra Petrol-İş Sendikasının yapacağını duyurduğu eylemlerin alkışla, yürüyüşle, sloganlarla başlaması işçilerin yan yana gelmesi, gücünü fark etmesi açısından önemlidir. Ancak kazanmak için fazlasına cesaret etmek gerekir. Unutmayalım ki gerçek bir toplu sözleşme ancak grev hakkı ile birlikte yapılabilir. Grev hakkı ise kâğıt üstünde değil, üretimi durdurarak savunulur. TÜPRAŞ işçisi bunu yapabilecek örgütlü güce, tarihsel birikime ve imkana sahiptir. Tüpraş işçileri taleplerinde mücadelesinde yalnız değildir. “Barajsız sendika, yasaksız grev, güvenceli iş” talepleri Türkiye işçi sınıfının ortak ve ertelenemez talepleridir.

Koç Holding'in "grev yasağı" ve "Yüksek Hakem Kurulu" süngüsünün düşürülmesi TÜPRAŞ işçisinin hem bu sözleşme döneminde hem de gelecekteki sözleşme dönemlerinde kazanım elde etmesi için aşması gereken kritik bir eşiği temsil etmektedir. Grev yasakları ve YHK kararları aşılamaz değildir, tarihimizde onlarca örneği vardır.

Toplu sözleşmenin teminatı olarak grev hakkını kullanmak

Bilinir ki, işçi sınıfının toplu sözleşme masasındaki gücü, masadaki sendika yöneticilerinin etkili sözleri ya da taslakta ortaya konulan zam oranları ve sosyal haklardaki taleplerin düzeyi ile değil, onun örgütlü mücadelesiyle ölçülür. Kapitalistlerin grev yasağı ve YHK silahına karşılık işçi sınıfının elinde, kullanıldığında adı geçen silahları yenecek güçte etkili bir silah vardır. İşte bu silah grevden başkası değildir.

Örneğin, 1963 yılında Türkiye'de grev ve toplu sözleşme yasalarının olmadığı bir dönemde Kavel işçileri yasağa rağmen greve çıkarak Türkiye işçi sınıfı tarihinde dönüm noktasını yaratmışlardır. Kavel işçilerinin fiili grevi; grev hakkını, çalışma hayatını düzenleyen yeni yasaların çıkarılmasına yol açmıştır.

Grev haktır, engellenmesi yasadışıdır

Grev yasağının aşıldığı son örneklerden biri metal işçilerinin ortaya koyduğu fiili grev hakkı kullanımıdır. Hatırlanacağı üzere Cumhurbaşkanı kararnamesi ile ilan edilen grev yasağını tanımayarak mücadele eden metal işçileri, toplu iş sözleşmelerinde önemli kazanımlar elde etmişlerdir. Bu durum, yasaklansa da grev hakkının kullanılabileceğinin en yakın örneğidir. Metal işçileri anayasal haklarını kullanmışlardır. Ve işçilerin grev hakkı Anayasa dışında Türkiye’nin imzaladığı uluslararası sözleşmelerde, İLO da ve AHİM kararlarında tanımlanmıştır. O halde yasadışılık; hakkını kullanan işçilerde değil yaptığı burjuva hukukunu çiğneyerek grev hakkını engelleyenlerdedir.

Sonuç olarak Tüpraş işçisinin “grev hakkım yok, YHK ne yapar? “ diye düşünmeyi bırakıp “haklarımızı kullanırsak kazanırız “ kararlılığında bir mücadeleyi örgütlemesi gerekir. Çünkü Türkiye’de “yasal grev” deyimi dahi artık geride kalmıştır. Zira kağıt üzerinde grev hakkı olan işçiler de örgütlü bir mücadele ortaya koymadıkça bu haklarını kullanamaz durumdadır. Taleplerini kazanmış işçilerin açtığı yoldan ilerlemek Tüpraş işçilerini de kazanıma götürecektir.

Grev yasağı aşılabilir tarih bunu yazdı!

Grev yasağı kanunla gelmiş olsa da, Türkiye işçi sınıfı örgütlü ve kararlı olduğunda grev hakkını fiilen kullanabildiğini defalarca göstermiştir.

1976 Paşabahçe İşçileri Direnişi

1976'da grev yasağına rağmen işçiler iş bırakma eylemi yaptı. Türk-İş’e bağlı Kristal-İş Sendikası öncülüğünde başlatılan bu mücadele sonucunda işçiler ücret artışı ve çalışma koşullarında iyileştirme kazandı. Türkiye İşçi sınıfı mücadelesinde sendikal hareketin güçlenmesinde önemli bir dönüm noktası oldu.

1991 Zonguldak Büyük Madenci Yürüyüşü

Grev yasaklarına ve OHAL koşullarına rağmen 100 bini aşkın maden işçisi Zonguldak’tan Ankara’ya yürüyüşe geçti. Yürüyüş engellense de, büyük kamuoyu desteğiyle toplu sözleşmede önemli kazanımlar elde edildi.

EMİS Grubu Grev Yasağına Direniş

Birleşik Metal-İş üyesi işçilerin grevi Schneider, ABB, General Electric fabrikalarında Cumhurbaşkanı kararnamesiyle grev milli güvenlik gerekçesiyle yasaklandı. Ancak fiili mücadele ve sınıf dayanışması toplu sözleşme iradesiyle ücret ve sosyal haklarda kazanımlar elde edildi.

2022 - Beyçelik Gestamp Grev Yasağına karşı mücadele

Grev Cumhurbaşkanlığı kararıyla milli güvenlik gerekçesiyle yasaklandı. Ancak Bursa’ da Birleşik Metal-iş üyesi işçiler fiili grev ve mücadele ile  ücret ve sosyal hak teleplerini kazandılar.

2024 Farplas İşçilerinin mücadelesi(Gebze)

Birleşik Metal-İş üyesi Farplas grev yasağı getirilmiş olmasına rağmen fiili grev mücadelesi sonucu toplu sözleşme taleplerini kazandılar.

2015 - Bursa Metal Fırtınası

Tarih: Mayıs 2015

Yer: Bursa (Renault, Tofaş, Coşkunöz)

Durum: Resmî grev olmadan fiilî grev gerçekleştirildi. Tüm MESS sözleşme sistemine karşı işçi iradesiyle bir mücadele yürütüldü.

Sonuç: İkramiye hakkı alındı, Türk Metal ilk kez seçim yapmak zorunda kaldı.

 2020 - MESS Grup Sözleşmesi Direnişi

Tarih: Ocak 2020

Yer: Türkiye genelinde 179 MESS işyeri

Sendika: Birleşik Metal-İş, Türk Metal, Çelik-İş

Durum: Grev karanamesi çıkması beklenmesine rağmen işçiler direniş gösterdi.

Sonuç: Grev yasağı ilan edilmeden MESS geri adım attı. Ücret artışı, 2 yıllık sözleşme ve sosyal hak kazanıldı.

YHK kararlarını boşa çıkarmış olan mücadele örnekleri;

2010 – ÇEL-MER  (Gebze)

BMS üyesi ÇELMER işçilerinin Toplu sözleşme süreci tıkandığı için grev kararı alındı. Ancak grev yasağı devreye sokularak ve sözleşme YHK’ya gönderildi.YHK, düşük zam ve işverenin talepleri doğrultusunda karar verdi.

İşçiler, YHK kararını tanımadı ve iş bırakma, üretimi yavaşlatma, fabrika önünde direniş gibi fiilî mücadelelerle direndi. Sonuçta ÇEL-MER patronu YHK kararına rağmen sendika ile yeniden masaya oturdu ve ücretlerde ve sosyal haklarda YHK kararının ötesinde iyileştirme yapıldı.

 2012 – Mersin Limanı İşçileri (LİMAK)

Grev yasağı sonrası YHK devreye girdi ve YHK işçilerin taleplerinin çok altında bir sözleşme bağıtladı. Buna karşılık İşçiler limanda çalışmayı durdurdu, vinçler çalıştırılmadı, yükleme-boşaltma işlemleri durduruldu. Böylece YHK kararına rağmen işçilerle ek protokol imzalandı. Zam oranı arttı, sosyal yardımlar yeniden düzenlendi.

2017 – Asil Çelik Direnişi (Kocaeli / İzmit)

Toplu sözleşme uyuşmazlığı sonrasında grev yasağı ilan edildi, konu YHK’ya taşındı.YHK, işverenin önerdiği düşük ücret artışını karar altına aldı. İşçiler bu kararı kabul etmedi. Fabrika içinde iş yavaşlatma ve dışarıda sınıf dayanışması örgütlendi.

Sonuç: Patron, sözleşmeyi yeniden müzakereye açmak zorunda kaldı. Sosyal haklarda ve vardiya sisteminde iyileştirmeler sağlandı.

Evrensel'i Takip Et